YAPRAK DÖKÜMÜ

Yeni yıla yeni umutlarla girdik. 2021 yılı, öncelikle salgın hastalıklardan kurtulduğumuz başka salgın ve afatlarla imtihan edilmediğimiz bir yıl olsun. Devletimiz ve milletimiz payidar olsun. Dâhili ve harici devlet ve millet düşmanlarını Allah bildiği gibi etsin.
2020 yazılışı ve söylenişi kolay diye ümit ettik. Lakin zor üstüne zorlukla bitirdik. Ağabeyim ve nice arkadaşlarım, hocalarım, büyüklerimiz göçtü gittiler. Benim gibi nice insanımız bu korkunç salgının pençesinde inim inim inledik. Sağlık çalışanlarımızdan Allah razı olsun. Hayatlarını hiçe sayarak bizlere adeta çocukları gibi baktılar.
En önemlisi şuydu. BİR NEFESİN NE KADAR KIYMETLİ OLDUĞUNU öğrendik. Bütün dünya malına karşı BİR NEFES! Allah bizleri nefessiz bırakmasın. 
Çarşamba günü Fatih’e gittim. Sabah erkenden gittim. İnsanın bütün geçmişi gönlünden filim şeridi gibi geçip gidiyor. Bir genel başkan yardımcımızı ziyarete gitmiştim. Bulamadım. Görevli polis kardeşim başka bir bölgeye taşındığını ifade ettiler. Ama ben de büyüdüğüm bölgeye girmiş oldum. Bugün sizinle geçmişimden birkaç kesit paylaşmak istiyorum.
Henüz 11 yaşında bir çocuktum İlhan ağabeyimle arabadan inince burasının İstanbul olduğunu öğrendim. Sonra bir kocaman taksi ile başka bir yere geldik. Burasının Fatih olduğunu öğrendim. Bir yerden geçiyoruz. Tıpkı bizim köydeki kayalıklar gibi yüksekti. Altından geçtik. Bunun adının da kemerler olduğunu öğrendim. Burası ne kadar büyük bir şehirmiş. Hem ağabeyimi tanımayan yok. Herkes selam veriyor. Hoş geldin diyorlar. Ben de ellerinden öpüyorum. 
İlk karşılaştığımız Musa amcaydı. Ağabeyim Musa amcanın müezzin olduğunu dedi. Müezzin nedir bilmem ki, ben de kafamda müezzin oluşturdum. Ama kesin güzel bir şeydir. Çünkü elini öpünce başımı okşadı. Birçok amcalarla görüştük. Bir yere geldik, kapısında Sanki Yedim Cami yazıyordu. Ezan okundu birçok amcalar geldi. Benim çok hoşuma gitmişti. Çünkü herkes beni sevmişti. O gün yaşayanlardan Mahmut Ustaosmanoğlu hocam ve Hüseyin Kadakçı amca yaşıyor. Ölenlere Allah rahmet eylesin. Kurra Hafız Mehmet Emin Kutluoğlu, Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş, Şükrü Ankara Paşa, Rufai Tarikatı Şeyhi Mehmet Efendi, Hafız Hacı Tecimer amca, Mehmet Zahit Kotku ve daha niceleri, bir bir gözümün önünden gelip geçti. Devre arkadaşlarım mı? Kimleri sayayım ki? Diğer arkadaşlarım kırılmasın sadece şu arkadaşlarımı söyleyeyim. Hafız Mustafa Kutluoğlu ve kardeşleri, Hafız Mustafa Maden, Prof. Dr. Numan Kurtulmuş ve diğerleri. Ha bu arada bu saydığım arkadaşlarım aynı zamanda benim Türkçe öğrendiğim arkadaşlarımdır.
Numan beyi bulamayınca, mahalleye baktım. Minarenin şerefesinde şekerleri yediğimiz günler ve arkadaşlarımı hatırladım. Mahzun oldum. Geçtim Çarşamba pazarından Fatih Camisinin avlusuna ve orada Fatihalar dudaklarımdan yaşlarda gözlerimden dökülüverdi. Çarşamba pazarını İstanbul İmam Hatip Okuluna doğru geçtim. Fatih Kız Lisesi önüne geçtim ve geri döndüm. Gençlik yıllarım tekrar gönül dünyamı hüzünlendirdi. Mehter takımı oradan geçince sanki okulun bütün kızları bize bakar gibiydi. Utandım önüme baktım. Geri döndüm. Camiye uğradım ve çıktım. At pazarından geçip Siirt pazarı, namı değer Kadınlar Pazarından geçip Şeyhül İslam Zembilli Ali Cemali ve civarda metfun bulunan nice âlimlerin ruhlarına Fatihalar okuyup Molla Zeyrek Caminin avlusundan Süleymaniye Camisini seyrettim. Halice ve boğaza baktım. Eminönü’ne gelinceye kadar geçmişimden ayrılamadım. Yeni Caminin yanından âlemlere rahmet Peygamberimizin ayak izine baktım. Yine daldım. 
İnsanlık dün, bugün ve yarın olacaktır. Dün geçti gitti. Dünle beraber niceleri geldi ömür sermayesini bitirip göçtüler. Bugün ise yaprak dökümüdür giden gidene! Dur diyen de yok duracakta yoktur. Yarın mı? Gelip gelmeyeceğinden emin değiliz. Yarın gelecek mutlaka da biz yarın var mıyız?
İşte tam da burada şunu iyice akıl edelim. Hem de hayatımızın her yönünü düşünerek, idrak ederek, eylemlere dikkat ederek, görüş ve düşüncelerimize dikkat ederek YARINA NE HAZIRLADIĞIMIZA bakmamız gerekmektedir. Hem bugün ile yarın arasına bir yıl diyorsak, yıllarımızın hesabını da iyi yapmalıyız. Yarınımız bu günümüzden, gelecek yıllarımız bu yılımızdan daha iyi olması temennimdir. Yaprak dökümü devam ediyor, çok dikkat edelim. Bugün buruk bir Cuma olacak. Korku ve tembellikten namaza gitmeyenler ve gidenler. Herkesin Cuma ibadeti kabul olsun. Eğer iyi düşünürsek kemale ereriz. 
Ne mal iledir, ne sal iledir. Beyim, ululuk Kemal iledir.
Selam ve dualarımla.
Saim ORAL, 1 Ocak 2021 Kartal